Ubâde b. es-Sâmit

Ebü'l-Velîd · Sahâbî, Akabe nakîbi ve kadı

Ubâde b. es-Sâmit b. Kays b. Asram b. Fihr b. Kays b. Sa'lebe b. Ganm b. Sâlim b. Avf b. Amr b. Avf b. el-Hazrec

DoğumMedine
Vefath. 34 · Şam
KünyeEbü'l-Velîd
Nisbeel-Ensârî, el-Medenî, el-Hazrecî, el-Bedrî, el-Kâdî el-Filistînî
Yaşadığı yerlerFilistin, Hıms, Şam
TabakaBedir ehlinden
Cerh-ta'dîlİbn Hibbân es-Sikât'ta zikretmiştir

Hakkında

Ebü'l-Velîd Ubâde b. es-Sâmit b. Kays el-Ensârî, m. 586 yılında Medine'de doğdu ve Ensar'ın Hazrec koluna mensuptu. Birinci Akabe biatında (m. 621) hazır bulundu; İkinci Akabe'de ise kabilelerini temsilen seçilen on iki nakîbden biri oldu. Bedir'den itibaren gazvelerde yer aldı ve Mekke'nin fethi sırasında kumandanlık yaptı. Kardeşi Evs de savaşlara katılmış, kız kardeşleri Havle ile Ümâme Hz. Peygamber'e biat etmiştir.

Kur'an'ı ezberleyen ve başkalarına öğreten sahâbîlerdendi. Fetihlerden sonra Suriye-Filistin bölgesine geçti; Kudüs'te kadılık, Humus'ta valilik görevinde bulundu ve Kıbrıs, Mısır ile Tarsus seferlerine katıldı. İki metreyi aşan boyu, geniş omuzları, esmer teni ve etkili konuşmasıyla dikkat çekerdi. Varlıklı olmasına rağmen sade bir hayat sürdü; fakirlere ve muhacirlere karşı eli açıktı.

Hz. Peygamber'den naklettiği rivayetler başlıca hadis mecmualarında yer alır; kaynaklarda günümüze ulaşan rivayetlerinin sayısı 180 civarında verilir. Kudüs'ün ilk kadısı ve bölgedeki ilk idarecilerinden biri olarak anılması, onun fetih sonrası Suriye-Filistin coğrafyasının dinî ve hukukî hayatının kurucu isimleri arasında sayılmasını sağlamıştır. Hicretin 34. yılında (m. 654) Kudüs'te vefat etti ve Remle'ye defnedildi; kaynaklarda vefat yılının 32 olarak verildiği rivayetler de vardır.

Ailesi

Babası
As-Samit b. Qays b. Asram
Annesi
Qurratu'l-'Ayn bint 'Ubada bin Nadla
Eşi
Jamila bint Abi Sa'sa'a, Umm Haram bint Milhan
Kardeşleri
Aus bin As-Samit, Thabit bin As-Samit, Umama bint As-Samit, Khawla bint As-Samit
Çocukları
al-Walid bin 'Ubada bin As-Samit, Muhammad bin al-Walid bin ''Aabadh

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Sözün kaynağı olduğu hadisler

Ebu İdris Aizullah bin Abdullah'dan rivayet edildiğine göre, Bedir savaşına katılan ve Akabe bey'ati sırasında seçilen temsilcilerden biri olan Ubâde b. Sâmit şöyle demiştir: Allah Resulü etrafında sahabeden bir grup varken şöyle buyurdu: Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarınızı öldürmemek, el ve ayaklarınız arasından (kendiliğinizden) uyduracağınız bir yalanla bühtan etmemek, hiçbir iyi işte isyan etmemek üzere bana beyat ediniz. Kim sözünde durursa onun mükafatını vermek Allah'a aittir. Kim de bu günahlardan birini işler de dünyada iken cezalandırılırsa, bu ceza kendisi için keffaret olur. Kim bu günahlardan birini işler de, Allah onun durumunu örterse (suç işlediği insanlar arasında bu durum ortaya çıkmazsa) onun durumu Allah'a kalmıştır; dilerse ona azap eder, dilerse onu affeder". Biz de bu şart üzere Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'e bey'at ettik. Tekrar: 3892, 3893, 3999, 4894, 6784, 6801, 6873, 7055, 7199, 7213, 7468. Diğer tahric: Tirmizî, Hudud; Müslim, Hudud
Ubade bin Samit'ten rivayet edildiğine göre Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kadir gecesini haber vermek üzere evinden çıktı. Müslümanlardan iki kişi birbiri ile tartıştılar. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Size Kadir gecesini haber vermek üzere çıkmıştım. Ancak falan ile falan tartışınca (buna dair bilgi hafızamdan) kaldırıldı. Umarım ki bu da sizin için hayırlı olur. Kadir gecesini (yirmiden sonraki) yedinci, dokuzuncu ve beşinci gecede arayınız. Tekrar: 2023, 6049
Ubâde İbn es-Sâmit (r.a.) Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Kur'an'ın ilk sûresi olan Fâtihatül-Kitâb'ı okumayan bir kimsenin namazı olmaz."
Ubade bin Samİt radıyallahu anh, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Şöyle dediğini söyledi: "Kim geceleyin uyanarak; (la ilahe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehu`l-mulku ve lehu`l-hamd, ve huve ala kullî şey`in kadîr. El-hamdu lillahi ve sübhanallahi, ve la ilahe illallahu vallahu ekber. Ve la havle ve la kuvvete illa billah) deyip sonra: (Allahümmağfir lî = Allah`ım, beni affet) derse (mağfiret edilir). Yahut dua ederse, onun duasına icabet edilir. Abdest alıp namaz kılarsa, o da kabûl olunur.
Ubade İbnü's-Samit r.a. şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadir gecesinin zamanını bildirmek için yanımıza geldi. Bu sırada Müslümanlardan iki kişi birbiri ile tartıştı. Bunun üzerine Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Size kadir gecesini bildirmek için çıkmıştım. Ancak falan ile falan tartışma yapınca buna dair bilgi kaldırıldı. Bunun sizin için daha hayırlı olmasını umarım. Kadir gecesini (Ramazandan yirmi gün geçtikten sonra) dokuzuncu, yedinci ve beşinci gecede arayın".
Ubade r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kim Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına, onun tek olduğuna, ortağının bulunmadığına, Muhammed'in onun kulu ve Resulü olduğuna, İsa'nın Allah'ın kulu, Resulü, Meryem'e bıraktığı kelimesi ve kendinden bir ruh olduğuna, cennetin hak, cehennemin de hak olduğuna şehadet ederse, Allah da onu ameli ne olursa olsun cennete girdirir."
Aizullah b. Abdullah dedi ki: "Ubade b. es-Samit, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Bedir'de bulunanlardan -ve Akabe gecesindeki ashabından idi- kendisine haber verdiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem etrafında ashabından bir topluluk bulunduğu halde şöyle buyurdu: Geliniz, bana Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayacağınıza, hırsızlık yapmayacağınıza, zina etmeyeceğinize, çocuklarınızı öldürmeyeceğinize, elleriniz ve ayaklarınız arasında iftira edip düzeceğiniz bir bühtanda bulunmayacağınıza ve maruf olan hiçbir hususta bana karşı gelmeyeceğinize dair bey'at ediniz. Aranızdan bunu eksiksiz yerine getirenlerin ecrini vermek Allah'a aittir. Kim bunlardan herhangi birisini yapacak olup da dünyada bundan dolayı cezalandırılacak olursa, bu ceza onun için bir keffaret olur, kim de bunlardan bir şey işleyip de Allah onu setrederse işi Allah'a kalır. Dilerse onu cezalandırır, dilerse onu affeder. (Ubade) dedi ki: Biz de bunlar üzere onunla bey'atleştik."
Ubade b. es-Samit r.a. şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile bey'atleşen nakiblerden birisiyim. Devamla dedi ki: Biz onunla Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, hak ile olması hali dışında Allah'ın haram kıldığı canı öldürmemek, kimsenin malını haksızca almamak; -bunları yaptığımız takdirde, (onu yapan hakkında) cennetlik olacağına hüküm vermemek üzere bey'atleştik. Eğer bunlardan birisini işleyecek olursak bu işe dair hüküm vermek de Allah'a aittir."
Ebu İdris Aizullah b. Abdullah'tan rivayete göre Ubade b. es-Samit -ki Bedir'de bulunmuş idi- Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:"Bana bey'at ediniz" diye buyurdu.
Ubade İbn Samit'in şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanındaydık, bize "Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, zina ve hırsızlık etmemek üzere bana biat eder misiniz?" diye sordu ve kadınlar hakkında inen ayeti okudu. -Süfyan'dan gelen rivayetlerin çoğunda "kadınlar hakkında inen ayeti okudu" ifadesi yerine "ayeti okudu" ifadesi yer almaktadır.- Sonra Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: İçinizden kim ahdini yerine getirirse, onu mükafatlandırmak Allah'a aittir. Kim bu suçlardan birini işler ve cezalandınlırsa, bu cezası onun için keffaret olur. Kim de bunlardan birini işler ve Allah tarafından suçu örtülürse, durumu Allah'a kalmıştır. O, dilerse cezalandınr, dilerse bağışlar.
Ubade İbn es-Samit'ten, dedi ki: Reslilullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem insanlara Kadir gecesini haber vermek üzere dışarı çıktı. O esnada Müslümanlardan iki adam birbirleriyle tartıştı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de: Ben size (Kadir gecesini) haber vermek üzere dışarı çıkmıştım, ama filan ile filan birbirleriyle kavga ettiler. Bu sebeple o(na ait bendeki bilgi) kaldırıldı. Sizin için hayır olması da ümit edilir. Bu sebeple siz o geceyi (yirmi) dokuzuncu, (yirmi) yedinci, (yirmi) beşinci gecelerde arayımz, buyurdu."
Ubaıde İbn es-Samit'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Her kim Allah'a kavuşmayı arzu eder severse Allah da ona kavuşmayı sever. Her kim de Allah'a kavuşmaktan hoşlanmazsa Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz." Aişe -veya Nebi'in eşlerinden bir başkası- "(Ya Resulallah!) Bizler ölmekten elbette hoşlanmayız!" dediler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara "Konu bu değildir. Fakat şöyledir: mu'mine ölüm hali gelince, Allah'ın o kuldan hoşnutluğu onun ikram ve ihsanı ile müjdelenir. Bu müjde üzerine artık mu'mine (ölüm gibi) kendisini karşılayacak hallerden daha sevimli bir şey olamaz. O anda mu'min Allah'a kavuşmayı arzu edip ister, Allah da mu'min kuluna kavuşmayı sever. Fakat kafir öyle değildir. Ona ölüm hali geldiğinde Allah'ın azabı ve ukubeti müjdelenir. O anda kafire önündeki ölüm gibi hallerden daha çirkin bir hal olamaz. Bu suretle kafir Allah'a kavuşmaktan hoşlanmaz, Allah da ona kavuşmayı çirkingörür."
Ubade b. es-Samit şöyle anlatmıştır: Bizler bir mecliste Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında idik. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizlere 'Allah' a (ibadette) hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık etmemek ve zina etmemek üzere bana bey'at ediniz" dedi. Bundan sonra "Ey Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem! İnanmış kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek ... hususunda sana bey'at etmeye geldikleri zaman biatlarını kabul et"(Mumtehine 12) ayetini okudu. Sonra şöyle dedi: "İçinizden bu ahd ve sözünde duran ın ecri Allah'a aittir. Bu dediklerimden birini yapıp da ondan dolayı dünyada cezaya uğratılırsa bu ceza ona kefarettir. Bunlardan bir suçu yapıp da yaptığı fiili Allah Teala örterse (onun işi de Allah'a aittir.) Allah dilerse onu mağfiret eder, dilerse onu azaplandırır."
Ubade b. es-Samit şöyle anlatmıştır: Ben bir topluluk içinde ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile bey'atlaştım. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana şöyle buyurdu: "Ben sizlerle şu şartlar üzerine Bey'atlaşıyorum: Allah'a hiçbir şeyi ortak kılmamanız, hırsızlık yapmamanız, çocuklarınızı öldürmemeniz, ellerinizle ayaklarınız arasından bir iftira düzüp getirmemeniz, hiçbir maruf işte bana isyan etmemeniz. Sizden her kim bu sözünde durursa, onun ecri Allah'ın zimmetindedir. Bu dediklerimden birini yapıp da ondan dolayı dünyada yakalanırsa bu onun için bir kefarettir ve bir temizliktir. Bunlardan birini yapıp da yaptığı fiili Allah örterse onun bu işi de Allah'a kalır. Allah isterse onu azaplandınr, isterse affeder. " Ebu Abdullah el-Buhari şöyle demiştir: Hırsız, eli kesildikten sonra tövbe ederse şahitliği kabul edilir. Şer'ı ceza uygulanmış her suçlunun, tövbe ettiği takdirde şahitliği kabul edilir.
Ubade b. Samit şöyle anlatmıştır: Ben Akabe gecesinde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'le bey'at etmiş olan nakiblerden birisiydim. Biz: o gece Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e şu şartlar üzerine bey' at ettik. Allah' a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, Allah'ın haram kıldığı cana kıymamak, yağma yapmamak, asi olmamak, bunlara sadık kaldığıriuz takdirde cennetle müjdelenmek, bu günahlardan birini işlersek bunun hükmünün Allah'a ait olması (üzerine bey'at ettik).
Enes b. Malik r.a.'in Ubade b. es-Samit'ten nakline göre ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "mu'minin rüyası Nebiliğin kırk altı cüzünden bir cüzdür" buyurmuştur.
Cünade b. Ebi Ümeyye şöyle anlatmıştır: Bizler hasta yatarken Ubade b. Samit'in yanına girdik ve ona "Allah sana şifa versin. Bize Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işittiğin ve Allah'ın onunla seni faydalandırdığı bir hadis rivayet et" dedik. O da şöyle dedi: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizi çağırdı. Biz de kendisine bey'at ettik. "
Ubade şöyle devam etti: "Üzerimize bir borç olarak Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem' e neşeli, kederli anlarımızda, zor, kolay halimizde dinleyip, itaat edeceğimize, amirlerimiz haklarımızı vermese bile onlara itaat etmek ve onlarla iktidar ve emirlik konusunda çekişmemek üzere bey'at ettik. Ancak idarecinin (emirin) açık bir küfrünü görürseniz, onun küfrü hakkında yanınızda Allah'tan kuwetli bir delil bulunması hali müstesnadır.
Ubade b. es-Samit şöyle demiştir: (Mina'da Akabe gecesinde) Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e hem neşeli, hem kederli zamanlarımızda emirlerini dinleyip, itaat edeceğimize dair bey'at edip söz verdik.
Yönetim işlerine ehil olanlarla çekişmeyeceğimize, her nerede bulunursak bulunalım muhakkak orada hakkı yerine getireceğimize -veya söyleyeceğimize- ve Allah yolunda hiçbir kimsenin kınamasından korkmayacağımıza dair bey'at edip, söz verdik.
Ubade b. es-Samit şöyle demiştir: Bizler bir mecliste otururken Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize şöyle buyurdu: "Allah'a (ibadette) hiçbir şeyi ortak etmemek, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarınızı öldürmemek, kendiliğinizden uyduracağınzz hiçbir yalanla kimseye bühtan etmemek, hiçbir maruf işte isyan etmemek üzere bana bey'at ediniz. İçinizden her kim sözünde durursa, onun mükofatı Allah'zn üzerindedir. Bu dediklerimden birini yapıp da ondan dolayı dünyada cezaya uğrarsa bu onun için kefarettir. Bunlar0an birini yapıp da yaptığı o fiili Yüce Allah örtüp gizlerse onun işi Allah'a ka/zr. Isterse ona ceza verir, dilerse onu affeder." Biz de bu şart üzere Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bey'at ettik.
Ubade b. es-Samit şöyle demiştir: Ben (Akabe gecesinde bey'at eden) topluluğun içinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile bey'at ettim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ben sizlerle şu şartlar üzerine bey'at ediyorum. Allah'a (ibadette) hiçbir şeyi ortak etmemek, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarınızı öldürmemek, kendiliğinizden uyduracağınız hiçbir yalanla kimseye iftira etmemek, hiçbir maruf işte bana isyan etmemek. İçinizden verdiği bu ahid ve sözünde kim durursa onun mükdfatı Allah'ın zimmet ve ihsanı üzerinedir. Bu dediklerimden birini yapıp da ondan dolayı dünyada yakalanıp, cezalanırsa bu ceza ona bir kefarettir ve bir günah temizleyicidir. Bunlardan birini yapıp da yaptığı fiili Allah Teala gizlerse onun bu işi Allah 'a kalır. Allah isterse onu azap eder, isterse onu mağfiret eyler."
Bize Davud b. Ruşeyd tahdis etti. Bize Velid -yani b. Müslim İbn Cabir'den şöyle dediğini tahdis etti: Bana Umeyr b. Hani tahdis edip dedi ki: Bana Cunade b. Ebu Umeyye tahdis etti. Bize Ubade b. es-Samit tahdis edip dedi ki: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Her kim bir ve tek ve ortağı bulunmaksızın Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in onun kulu ve ResuIü olduğuna, İsa'nın Allah'ın kulu, kadın kulunun oğlu ve Meryem'e bıraktığı kelimesi olup, ondan bir ruh olduğuna, cennetin hak, cehennem ateşinin hak olduğuna şahadet ederse cennetin sekiz kapısından hangisinden dilerse Allah onu cennete koyar. "
Bize Kuteybe b. Said de tahdis etti. (Dedi ki:) Bize Leys, İbni Aclan'dan,o da Muhammed b. Yahya b. Habban'dan, o da İbni Muhayriz'den, o es-Sunabihı'den, o Ubade b. es-Samit (r.a.)'dan naklen (Sunabihı) dedi ki: Ölüm halinde iken yanına girdim, ağladım.(İbn Adan:) Yavaş ol niye ağlıyorsun? Allah'a yemin ederim ki eğer benim şahitliğim istenirse lehine şahitlik ederim. Eğer şefaatime izin verilirse yemin ederim senin için şefaat ederim. Andolsun gücüm yeterse mutlaka sana faydalı olurum, dedi sonra şunları ekledi: Allah'a yemin ederim ki Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den dinleyip de kendisinde sizin için bir hayır bulunan her bir hadisi mutlaka size nakletmişimdir. Bir tek hadis müstesna, onu da bugün size ölüm etrafımı sarmışken rivayet edeceğim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken dinledim: ''Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına, Muhammed'in Allah'ın Rasu/ü olduğuna şahadet eden kimseye Allah cehennem ateşini haram eder. "
Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe ile Amrün Nâkıd ve İshâk b. İbrahim hep birden Süfyan'dan rivayet ettiler. Ebu Bekr Dediki; Bize Süfyan b. Uyeyne, Zührî'den, o da Mahmud b. Rabî'den, o da Ubâdetü'bnü's-Sâmit'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e isnâden rivayet etti: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Fatihatü'l-Kitabı okumayanın namazı yoktur» buyurmuşlar.
Bana Ebu't-Tâhir rivayet etti, Dediki: Bize ibni Vehb, Yunus'dan rivayet etti. H. Bana Harmeletü'bnü Yahya da rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi (Dediki): Bana Yunus, ibn-i Şihâb'dan, naklen haber verdi. (Demiş ki): Bana Mahmud b. Rabî Ubâdetü'bnü Sâmit'den naklen haber verdi. Ubâde şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ummü'l Kur'anı okumayanın namazı yoktur» buyurdular.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Amr En-Nâkıd ve İshak b. İbrâhîm rivayet ettiler. Lâfız İbni Ebî Şeybe'nindir. İshak «Bize haber verdi» tâbirini kullandı. Ötekiler: «Bize Vekî' tahdîs etti» dediler. (Demişki): Bize Süfyân, Hâlid el-Hazzâ'dan, o da Ebû Kılâbe'den, o da Ebu'I-Eş'as'dan, o da Ubâde b. Sâmit'den naklen rivayet etti, Ubâde şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Altın mukabilinde altın, gümüş mukabilinde gümüş, buğday mukabilinde buğday, arpa mukabilinde arpa, hurma mukabilinde hurma ve tuz mukabilinde tuz misli misline, birbirine müsavi olarak peşin satılırlar. Ama bu sınıflar değişirse peşin olmak sortiyle istediğiniz gibi satın!» buyurdular. Buyurdular.
Bize Yahya b. Yahya Et-Temîmî rivayet etti. (Dediki): Bize Hüseyin, Mansûr'dan, o da El-Hasen'den, o da Hıttân b. Abdillâh Er-Rakaaşî'den, o da Ubâde b. Sâmit'den naklen haber verdi. Ubâde şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Benden Öğrenin! Benden öğrenin!.. Allah o (kadı) nlara (çıkar) bir yol haIketti. Bekârla bekâr (zina ederse) yüz dayakla bir sene sürgün; evli ile evliye yüz dayak ve recim (var!)» buyurdular.
Bize Amru'n-Nâkıd da rivayet etti. (Dediki): Bize Hüseyni rivayet etti. (Dediki): Bize Mansûr bu isnâdla bu hadîsin mislini haber verdi.
Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile İbni Beşşâr hep birden Abdülâlâ'dan rivayet ettiler. İbni'I-Müsennâ (Dediki): Bize Abdil-âla rivayet etti. (Dediki): Bize Saîd, Katâde'den, o da El-Hasen'dcn, o da Hittân b. Abdillâh Er-Rakaaşî'den, o da Ubâde b. Sâmil'den naklen rivayet ettî. Şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) üzerine vahy indirildiği zaman bundan dolayı gussalamr ve yüzü rengini atardı. Bir gün kendisine vahy indirildi de yine böyle oldu. Açıldığı vakit: «Benden öğrenin! Allah o (kadı) nlara (çıkar) bir yol haIk etti. Evli ile evli, bekârla bekâr!.. Eliyle yüz dayak... sonra taşlarla recim! Bekâra yüz dayak... sonra bir sene sürgün!..» buyurdu.