Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Bize Muhammed b. Ebi Bekr el-Mukaddemi' de tahdis etti. Bize Vehb b. Cerir tahdis etti. Bize babam tahdis etti: Hasan'ı şöyle derken dinledim: Bize Cündeb b. Abdullah el-Becell bu mescitte tahdis etti ve ne unutluk, ne de Cündeb'in Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) adına yalan söyleyeceğinden korkarız. O dedi ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sizden öncekiler arasında bir adamda bir çıban çıkmıştı. .. " buyurdu. Sonra hadisi buna yakın olarak zikretti. Tahric bilgisi 303 ile aynı.
Bize İshak b. İbrahim de tahdis etti. Bize Cerir, A'meş'ten bu isnad ile haber verdi. (Ebu Musa) dedi ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) aramızda kalkıp dört hususu söyleyerek bir hutbe verdi, sonra da Ebu Muaviye'nin hadisi rivayet ettiği gibi zikretmekle birlikte "mahlukatından" ibaresini söylememiş ama: Hicabı nurdur demiştir.
Bize Muhammed b. Amr b. Abbad b. Cebele rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ebî Adiy rivayet etti. H. Bize Muhammed b. el-Müsenna dahi rivayet etti (Dediki): Bana Vehb b. Cerir rivayet etti. Bunların ikiside Şu'be'den, O da Katade'den bu isnadla bu Hadîs'in mislini rivayet ettiler. Ancak Şu'be'nin hadisinde: «Sonra varını yoğunu sarfederse.» kaydı vardır. «Meni indirmese bile.» dememiştir.
Bize Şeybân b. Ferruh rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Muğîre rivayet etti. H. Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile ibni Beşşâr dahi rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Muhammed b. Câ'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize Vehb b. Cerîr haber verdi. (Dediki): Bize babam rivayet etti, H. Bize yine İshâk rivayet etti. (Dediki): Bize Mu'temir b. Süleyman haber verdi. Dediki: Ben Selm b. Ebu'z-Zeyyâl'den dinledim. H. Bana Yusuf b. Hammâd El-Ma'nîy dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Ziyâd EI-Bekkâî, Âsım-ı Ahvel'den rivayet etti. Bunların hepsi Humeyd b. Hilâl'den, Yunus'un isnadı ile onun hadîsi gibi rivayette bulunmuşlardır.
Bize İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize, Cerîr ile îsa b. Yunus haber verdiler H. Bize bu hadîsi Aliyüb'nü Haşrem dahî rivayet etti. (Dediki): Bize, İsa haber verdi. Bunların ikisi de A'meş'den bu isnâdla, bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir.
Bana, Hârûn b. AbdiIIâh ile Muhammed b. Râfî' rivâye: ettiler. Dediler ki : Bize, Vehb b. Cerîr rivayet etti. (Dediki): Bana, babam haber verdi. Dediki: Kays b. Sa'd'i, Atâ'dan, o da İbni Abbâs'dai naklen rivayet ederken dinledim. îbni Abbâs şöyle demiş: «Abbâs, beni Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gönderdi. «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), teyzem Meymûne'nin evinde idi. O gece onunla beraber kaldım. Geceleyin Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaza kalktı, ben de (kalkarak) sol tarafına durdum. O, beni arkasından yakalayarak sağ tarafına durdurdu.»
Bize, EbÛ Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize, Abdullah b. Numeyr ile Ebû Muâviye rivayet ettiler. H. Bize, Züheyr b. Harb ile İshâk b. İbrahim hep birden Cerîr'den ve bu râvîlerin hepsi birden A'meş'den naklen rivayet ettiler. H, Bize, îbni Numeyr dahî rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize, babam rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş, Sa'd b. Ubeyde'den, o da Müstevrid b. Ahnef'den, o da Saletü'bnü Züfer'den, o da Huzeyfe'den naklen rivayet etti. Huzeyfe şöyle demiş: «Bir gece Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile bîrlikde namaz kıldım. Bakara sûresine başladı, ben (içimden) yüz âyeti tamamlayınca rükû' eder; dedim. Sonra devam etti. Ben (içimden) bütün sûreyi bir rek'âtdâ okuyacak; dedim. O yine devam etti. Ben bu sûre ile rükû'a varır; dedim. Sonra nisa' sûresine başladı. Onu da okudu. Sonra Âl-i Imrân sûresine başladı; onu da okudu. Ağır ağır okuyor, içinde tesbîh bulunan bir âyete gelince tesbîh ediyor; istek âyetine gelince İstiyor; teavvüz âyetine gelince (Allah'a) sığınıyordu. Sonra rökû'a gitti ve «Sübhana Rabbel-Azim» demeye başladı. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ın rökû'u dahî kıyamı kadardı. Sonra : «Semi' Allahu limen hamidehu» dedi. Sonra rükû'una yakın uzun bir müddet ayakta durdu. Sonra secde etti. Ve: «Ulu Allahımı tesbîh eylerim.» (Sübhana Rabbil-A'la) dedi. Sücûdu dahi kıyamına yakındı. Râvî der ki: «Cerîr'in hadîsinde: (Semi' Allahu limen hamideh. Rabbena lekel hamd. ) ziyâdesi vardır.»
Bize, Osman b. Ebî Şeybe ile İshâk b. İbrâhîm ikisi birden Cerîr'den rivayet ettiler. Osman Dediki: Bize, Cerîr, A'meş'den, e da Ebû Vâil'den naklen rivayet etti. Ebû Vâil şöyle demiş: Abdullah Dediki: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikde namaz kıldım. Kırâatı o kadar uzattı ki, ben bir edepsizlik yapmayı düşündüm. — Ona ne yapmak istedin? dediler. — Oturup onu (yalnız) bırakmayı düşündüm, dedi.
Bize Îshâk b. îbrâhîm ile Hârûn b. Abdillâh hep birden Vehb b. Cerir'den, o da Şu'be'den, o da İsmail b. Ebî Hâlid'den naklen rivayet ettiler. H. Bana Ebû Gassân Muhammedü'bnü Amr Er Râzî de rivayet etti. (dediki): Bize Yahya b. Dureys rivayet etti. (dediki): Bize İbrahim b. Tahmân, Ebû Hasîn'den rivayet etti. İsmâil ile Ebû Hasîn'in ikisi birden Şa'bî'den, o da İbni Abbâs'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen kabir üzerine cenaze namazı kılması hususunda Şeybânî'nin hadisi gibi rivayette bulunmuşlardır. Hiç birinin hadîsinde «Ve dört tekbîr aldı...» İfadesi yoktur.
Bize Ukbetü'bnü Mükrem El-Ammi ile Muhammed b. Râfi' rivayet ettiler. Lâfız İbni Râfi'nindİr. (Dedilerki): Bize Vehb b. Cerir b. Hâlim rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Saf-Hâzim rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti, (Dediki): Kays, Atâ'dan, o da Safvân b. Yâ'lâ b. Ümeyye'den, o da babası (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet ederken dinledim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Ci'rane'deyken yanına bir adam geldi, bu zât Umre'ye niyet etmişti. Saçını sakalını sarıya boyamış ve bir cübbe giymişti. — «Yâ Resulallah! Ben, Umreye niyet ettim. Hâlim gördüğün gibidir.» dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Üzerinden cübbeyi çıkar, sarı boyayı da yıka. Haccetmiş olsan ne yapacaksaydın, Umrende de onu yap.» buyurdular.
Bize Osman b. Ebî Şeybe ile İshâk b. İbrahim hep birden Ceıir'den, o da A'meş'den bu isnâdla rivayet ettiler. Abdullah: «Sabah namazını vaktinden önce alaca karanlıkta kıldı.» demiş.
Bana Züheyr b. Harb ile İbrâhîm b. Muhammed Es-Sâmi rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Vehb b. Cerîr rivayet etti. (Dediki): Bana babam rivayet etti. (Dediki): Yûnus'u, Zührî'den, o da Enes b. Mâlik'ten naklen rivayet ederken dinledim. Enes (Radiyallahu anh) şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ; «Yâ Rabbî! Medine'ye, Mekke'ye verdiğin bereketin ikî mislini ihsanı eyle!» buyurdular.
Bize bu hadîsi Muhammed b. el-Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Dâvud rivayet eyledi. H. Bize Muhammed b. Râfi' ile Hârun b. Abdillâh da rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Vehb b. Cerir rivayet eyledi. H. Bize Ahıned b. Hirâş dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Şebâbe rivayet etti. Bunların hepsi Şu'be'den, o da Humeyd'den bu isnâdla rivayette bulunmuşlardır. Yalnız Vehb hadisinde râvi şöyle demiştir : «Abdurrahman: Bir kadınla evlendim; dedi.»
Bana bu hadîsi Muhammed b. Râfi' de rivayet etti. (Dediki): Bize Vehb rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be bu isnadla haber verdi. Ancak o şöyle dedi: «Bunun üzerine Abdurrahman b. Avfın torunlarından bir zât : Altından dedi.»
Bize bu hadîsi Kuteybetü'bnu Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Avâne rivayet etti. H. Bize Abdülvâris b. Abdissamed dahî rivayet eyledi. (Dedikî): Bana babam, dedemden, o da Eyyub'dan naklen rivayet etti. H. Bize Muhammed b, El-Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bana Vehb b. Cerîr rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet eyledi. H. Bize yine Muhammed b. el-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahmân rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân rivayet etti. H. Bana Ubeydullah b. Saîd ile Hârun b. Abdillâh ve Ebu Ma'ne'r-Rakaaşî dahî rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Vehb b. Cerir rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Nu'mân b. Râşid'i, Zührî'den naklen rivayet ederken dinledim. H. Bana Süleyman b. Ma'bed'de rivayet etti. (Dediki): Bize Muallâ b. Esed rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülazîz yâni ibni'I-Muhtâr, Süheyl b. Ebî Salih'den rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Muhammed b. Münkedir'den, o da Câbir'den bu hadîsi rivayet etmişlerdir. Nu'man'ın Zührî'den rivayet ettiği hadîsde: «isterse yüzükoyun, isterse daha başka şekilde yalnız bir deliğe olmak şartı ile...» ifâdesini ziyade etmiştir.
Bize Osman b. Ebî Şeybe île İshâk b. İbrâhîm, Cerîr'den rivayet ettiler. H. Bize îbni Numeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Ebî Bekr el-Mukaddemî dahî rivayet eyledi. (Dedik): Bize Abdurrahmân b. Mehdî, Süfyân'dan rivayet etti. Bu râvilerin hepsi A'meş'den bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir.
Bize Züheyr b. Harb ile Osman b. Ebî Şeybe ve İshâk b. İbrahim rivayet ettiler. Lâfız Züheyr'indir. İshâk (Bize haber verdi) ifâdesini kullandı. Ötekiler: Bize Cerîr. Âmeş'den, o da İbrahim'den, o da Alkame'den, o da Abdullah'dan naklen rivayet etti; dediler. Abdullah şöyle demiş: Bir cuma gecesi mescidde idik. Ansızın Ensârdan bir adam çıkageldi ve: — Şayet bir adam karısının yanında birini bulur da lâf söylerse ona dayak vurur; öldürürse siz de kendisini (kısâsen) öldürür müsünüz? Yoksa susarsa pür gazab mı susar? Vallahi ben bunu mutlaka Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e soracağım! dedi. Ertesi gün Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek sordu; ve: — Şayet bir adam karısının yanında birini bulur da lâf söylerse ona dayak vurur; öldürürse siz de kendisini (kısasen) öldürür müsünüz; yoksa susarsa pür gazab mı susar? dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allahım, beyân buyur!» dedi. (Böylece) dua etmeğe başladı. Nihayet liân âyeti (yâni) : Karılarına İftira atıp da kendilerinden başka sahidleri olmayanlar..." [Nur 6-7]âyetleri indi. Müteakiben halk arasında bu iş o adamın başına geldi de; hem kendisi hem karısı Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelerek lânetleştiler. (Evvelâ) erkek : Kendinin hakikaten doğru söyleyenlerden olduğuna Allah'a dört defa şehâdette bulundu. Sonra beşincide : Eğer yalancılardansa Allah'ın laneti kendi üzerine olması lanetini yaptı. Arkasından kadın liân yapmağa kalktı. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona : «Vaz geç!» buyurdu. Fakat kadın razı olmadı; ve liân yaptı. Onlar dönüp gittikten sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) . «Umulur ki bu kadın kara, cılız bir çocuk doğurur.» buyurdular. Müteakiben kadın kara, cıIız bir çocuk doğurdu.
Bana Hârûn b. Abdillâh rivayet etti. (Dediki): Bize Vehb b. Cerîr rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Ben Katâde'yi bu isnâdla İbni Ebî Arâbe hadîsi mânâsında rivayette bulunurken dinledim. O bu hadîste : «Ona âdilâne kıymet biçilir.» cümlesini de zikretmiştir.
Bize Mulıammed b. Müsennâ ile ibni Beşşâr hep birden Ebû Hişâm'dan rivayet ettiler. İbni Müsennâ (Dediki): Bize Muğîre b. Selemete'I-Mahzûmî ile Ebû Hişâm rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Vüheyb rivayet etti. (Dediki): Bize UbeyduIIah, Yezîd b. Rûmân'dan, o da Urve'den, o da Âişe'den naklen rivayette bulundu. Âişe : «Berîre'nin kocası köle idi.» demiş.
Bu hadîsi bana Ebû Bekr b. Nâfi de rivayet etti. (Dediki): Bize Gunder rivayet etti. H. Bize bunu Muhammed b. Müsennâ dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Vehb b. Cerîr rivayet etti. H. Bize Abdülvâris b. Abdissamed de rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. Bu râvilerin hepsi: Bize Şu'be bu isnâdla rivayette bulundu, demişlerdir. Gunder ile Vehb'in rivayetlerinde: «Nehyedildi» denilmiş; Abdüssamed rivayetinde ise: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nehî buyurdu.» ifâdesi kullanılmış; hadîs, Muâz'ın Şu'be'den naklettiği tarzda rivayet olunmuştur.
Bana bu hadîsi Yahya b. Habîb de rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid yâni İbni Haris rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Hâtinı dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Velîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Nadr haber verdi. H. Bize Muhammed b. Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Vehb b. Cerîr rivayet etti. Bu râvİlerin hepsi Şu'be'den bu isnâdla rivayette bulunmuşlardır. îbni Hatim, Yahya'dan rivayet ettiği hadîsinde: «Koyun köpeği ile av ve ekin köpekleri hakkında ruhsat verdi.» dedi.
Bize İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Nadr b. Şümeyl ile Ebû Âmir El-Akadî haber verdiler. H. Bize Muhammed b. El-Müsenna dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Vehb b. Cerîr rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Şu'be'den bu isnâdla rivayette bulunmuşlardır. Vehb b. Cerîr hadîsinde : «Bunun üzerine feraiz âyeti indi.» ibaresi; Nadr ile Akadî hadîsinde; «Bunun üzerine farz âyeti indi.» cümlesi vardır. Ama bunlardan hiç birinin rivayetinde Şu'be'nin İbni Münkedir'e söylediği söz yoktur.
Bize Züheyr b. Harb ile Osman b. Ebî Şeybe ve ishâk b. İbrahîm rivayet ettiler. Bunların hepsi Cerîr'den rivayette bulundular. H. - Bize Alî b. Haşrem de rivayet etti. (Dediki): Bize îsâ —ki İbni Yûnus'tur— haber verdi. Bu râvilerin hepsi A'meş'den bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir.
Bize bu hadîsi İshâk b. İbrahim ile Muhammed b. El-Müsennâ da, Vehb b. Cerîr'den rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Şu'be haber verdi. (Dediki): Bana Muhammed b. El-Münkedir: İsmin nedir? diye sordu... Müteakiben râvi, Abdüssamed hadîsi gibi rivayette bulunmuştur.
Bize bu hadisi İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir haber verdi. H. Bana Züheyr b. Harb dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Humeyd —ki Ma'merî'dir— Süfyân'dan naklen rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Râfi' de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân haber verdi. H. Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Affân rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Avâne rivayet etti. Bu râvilerin hepsi A'meş'den Abdülvâhid'in isnadı ile onun hadîsi gibi rivayette bulunmuşlardır. Yalnız Cerîr'in hadîsinde: «Onun heybetinden elimden kırbaç düşüverdi.» cümlesi vardır.
Bize bu hadîsi Osman b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr ile îsâ b. Yûnus haber verdiler. H. Bize İbni Ebî Ömer dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân rivayet etti. Bu râvilerin hepsi A'meş'den bu isnâdla rivayette bulunmuşlardır. Cerîr ile Isa b. Yûnus'un hadîsinde: «Çünkü o ölümü îcâd etti.» denilmiştir. Onlar: «ilk» sözünü zikretmemişlerdir.
Bize Züheyr b. Harb ile ishâk b. ibrahim hep bîrden Cerîr'den rivayet ettiler. Züheyr (Dediki): Bize Cerîr, A'meş'den, o da ibrahim Et-Teymî'den, o da babasından naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Huzeyfe'nin yanında idik. Bir adam: — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e yetişsem onunla birlikte harp eder; kendimi gösterirdim! dedi. Bunun üzerine Huzeyfe şunları söyledi: — Bunu sen mi yapacaktın? Vallahi ben kendimizi Ahzâb (harbi) gecesi Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e birlikte görmüşümdür! Bizi şiddetli bir rüzgâr ve soğuk yakalamıştı. Derken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bana bu kavmin haberini getirecek bir adam yok mu? Allah onu kıyamet gününde benimle beraber haşredecektir!» buyurdu. Biz sustuk. Kendisine bizden hiç bir kimse cevâb vermedi. Sonra (tekrar) : «Bize bu kavmin haberini getirecek bir adam yok mu? Allah onu kıyamet gününde benimle beraber haşredecektir!» buyurdular. Biz (yine) sustuk! Kendisine bizden hiç bir kimse cevap vermedi. Sonra (yine) : «Bize bu kavmin haberini getirecek bir adam yok mu? Allah onu kıyamet gününde benimle beraber haşredecektir!» buyurdu. Biz (yine) sustuk. Kendilerine bizden hiç bir kimse cevap vermedi. Bunun üzerine: «Kalk yâ Huzeyfe! Bize bu (düşman) kavmin haberini getir!» buyurdu. Çâre bulamadım; çünkü ismimle beni kalkmaya davet etmişti!.. «Git de bana bu kavmin haberini getir! Ama onları aleyhime kışkırtma!» buyurdu. Onun yanından çekildiğim zaman hamamda yürüyor gibi oldum. Nihayet düşmanlara vardım. Baktım ki, Ebû Süfyân sırtını ateşle ısıtıyor. Hemen yayın içine bir ok koydum ve ona atmak istedim. Fakat Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in : «Ama onları aleyhime kışkırtma!» sözünü hatırladım. Atmış olsam onu mutlaka vururdum! Sonra döndüm ama yine hamamda yürüyor gibi idim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldiğimde düşmanın haberini kendilerine iletip bitirdiğim vakit üşüdüm! Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) üzerinde bulunan ve içinde namaz kıldığı bir abanın artan yerini bana örttü. Artık sabahlayınca ya kadar uyudum kaldım. Sabahladığım zaman (bana): «Kalk ey uykucu!» buyurdular.
Bize ishâk b. ibrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Vehb b. Cerîr b. Hâzim haber verdi. (Dediki): Bana babam rivayet etti. (Dediki): Ben Kays'ı, Yezîd b. Hürmüz'den rivayet ederken dinledim. H. Bana Muhammed b. Hatim dahî rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize Behz rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr b. Hâzim rivayet etti. (Dediki): Bana Kays b. Sa'd, Yezîd b. Hürmüz'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Necdet b. Âmir, İbni Abbâs'a mektup yazdı, lbni Abbâs onun mektubunu okurken ve cevâbını yazarken ben yanında idim. ibni Abbâs: «Vallahi, bu adamı içine düşeceği bir pislikten men'etmiş olmasam ona cevap yazmaz; memnun etmek istemezdim!» Dedi. Ve kendisine, şöyle yazdı: «Sen Allah'ın zikrettiği yakın akrabanın sehmini, bunların kimler olduğunu sordun. Gerçekten biz Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in akrabası kendimiz olduğumuza kaildik. Ama bunu kavmimiz kabul etmedi. Sen yetimin yetimliğinin ne zaman geçeceğini de sordun. Yetim nikâh çağına erişir de kendisinden erginlik sezilir ve malı kendisine verilirse onun yetimliği geçmiş demektir. Resûlullah (Salllallahu Aleyhi ve Sellem) müşriklerin çocuklarından kimseyi öldürür mü idi? diye sordun. Şüphemiz ki, Resûlullah (Salllallahu Aleyhi ve Sellem) onlardan hiç bir kimseyi öldürmezdi. Sen dahî, onlardan kimseyi öldürme! Meğer ki Hızır'ın öldürdüğü vaki, o çocuk hakkında bildiği şeyi sen de onlardan bilir olasın! Sen bana kadın ve köle’nin ganimetten hissesi varmıdır? Diye sordun. Onlar için ma'lûm bir hisse yoktur. Meğer ki, cemaatinin payından veresin. Kadınla köle harbe iştirak ederlerse her birine ma'lûm bir hisse verile!» (Mahir: Bu paragraf kitapta eksik ve bozuk, bu paragrafın tercemesi bana ait.)
Bize Züheyr b. Harb ile İshâk b. ibrahîm rivayet ettiler. (İshâk: Bize haber verdi tâbirini kullandı.) Züheyr: Bize Cerîr, A'meş'den, o da Zeyd b. Vehb'den, o da Abdurıahmân b. Abdi Rabbil-kâbe'den naklen rivayet etti dedi. Abdurrahnıân şöyle demiş: Mescide girdim. Bir de baktım Abdullah b. Amr b. As Kâbe'nin gölgesinde oturuyor! İnsanlar başına toplanmışlar: Ben de yanlarına gelerek onu dinlemeye oturdum. Şunları söyledi : — Bir seferde Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraberdik. Bir menzile indik. Kimimiz çadırını düzeltiyor; Kimimiz ok atma yarışı yapıyor; bâzılarımız da mer'adaki hayvanlarının başında bulunuyordu. Derken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in münâdîsi: Namaza toplan! Diye seslendi. Biz de Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına toplandık. Şunları söyledi : «Gerçekten benden önce hiç bîr Nebi geçmemiştir ki. bildiklerinin hayırlısını ümmetine göstermesi ve bildiklerinin kötüsünden onları sakındırması boynuna borç olmasın! Şüphesiz sîzin şu ümmetinizin afiyeti evveline verilmiştir. Ahirine belâ ve yadırgadıkları bir takım şeyler İsabet edecektir. Bir fitne gelecek ki bazısı bazısını hafifletecek! Öyle fitne gelecek, mü'mîn: Bu benim helâkimdir diyecek! Sonra açılacak. Fitne gelecek, mü'mîn: Bu budur diyecek! İmdi kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulmak isterse ecel! Allah'a ve âhiret gününe îmân ettîği hâlde gelsin. Ve insanlara kendine yapılmasını dilediği şeyi yapsın! Bîr kimse bîr hükümdara bey'at eder de ona saklayan elini ve kalbinin semeresini verirse elinden geldiği takdîrde hemen ona itaat etsin! Başka bîri gelir de onunla çekişirse o gelenin boynunu vuruverîn!» Ben Abduîlaha yaklaşarak: Allah aşkına! Bunu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den senmi işittin? Dedim. Bunun üzerine iki eli île kulaklarına ve kalbine uzandı. Ve: onu iki kulağım işitti; kalbim de belledi. Dedi. Ben kendisine: — İşte amcan oğlu Muâviye! Bize mallarımızı aramızda bâtılla yememizi ve kendimizi öldürmemizi emrediyor; halbuki Allah : Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Ancak kendi rızanızla yaptığınız ticaretle yemeniz helaldir. Birbirinizin canına kıymayın. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir. [Nisa 29] buyuruyor. Dedim. Biraz sustu. Sonra: — Sen ona Allah'a itaat hususunda itaat; Allah'a isyan hususunda da isyan et! Dedi.
Bize Osman b. Ebî Şeybe ile İshâk b. İbrahim de rivayet ettiler. (İshâk: Bize haber verdi, tâbirini kullandı. Osman ise: Bize Cerîr, A'meş'den rivayet etti; dedi.) (Demişki): Bana Sâlirn b. Ebi'l-Ca'd rivayet etti. (Dediki): Câbir'e : — O gün kaç kişi idiniz? Diye sordum. — Bin dört yüz! Cevâbını verdi.