Ebû Bekir b. Ebî Şeybe

Ebû Bekir · 10. tabaka

Abdullah b. Muhammed b. Ebû Şeybe (İbrâhîm) b. Osman b. Hâstî

Vefath. 235
KünyeEbû Bekir
Nisbeel-Vâsıtî aslen, el-Kûfî, el-Absî, el-Hâfız
Tabaka10. tabaka
Cerh-ta'dîlzayıf

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Bize Kuteybetü'bnü Saîd, Mâlik b. Enes'den, o da Hişam b. Urve'den, o da babasından, o da Aişe'den naklen rivayet etti. H. Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe dahi rivayet etti. Lâfız onundur. Dediki: Bize Abdullah b. Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize Hişâm, babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında güneş tutuldu. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaza durdu. Amma kıyamı pek uzattı. Sonra rükû' etti, rükû'u da çok uzattı. Sonra başını rükû'dan kaldırdı, bu kıyamı dahî çok uzattı. (Yalnız) bu ikinci kıyam, birinciden daha kısa îdi. Sonra tekrar rükû'a gitti ve rükû'u çok uzattı. (Ama) bu rükû' birinciden daha kısaydı. Sonra secde etti. Sonra kalktı ve (yine) kıyamı uzattı. (Yalnız) bu kıyam, birinciden daha kısaydı. Sonra rükû'a vardı, rükû'u da uzattı. Fakat bu rükû' birinciden daha kısaydı. Sonra başını (rükû'dan) kaldırarak dikildi, kıyamı da uzattı. (Ancak) bu kıyam da birinciden azdı. Sonra rükû' etti. Ve rükû'u uzattı (fakat) bu rükû' birinciden daha kısa sürdü. Sonra secdeye vardı. Sonra namazdan çıktı, güneş de açılmıştı. Cemaata bir hutbe okudu, Allah'a hamd-ü sena ettikten sonra şunları söyledi: (Şüphesiz ki güneş ile ay Allah'ın âyetlerindendir. Bunlar, hiç bir kimsenin hayâtı veya memâtı için tutulmazlar. Siz bunları tutulmuş görürseniz, hemen tekbîr alın, Allah'a duâ edin, namaz kılın ve sadaka verin. Ey Ümmet-i Muhammedi Erkek veya kadın kulunun zinasından dolayı Allah Teâlâ'nın kıskançlığı kadar hiç bir kimse kıskanç olamaz. Ey Ümmet-i Muhammedi Vallahi benim bildiğimi bir bilseniz, mutlaka çok ağlar ve mutlaka az gülerdiniz. Dikkat edin, tebliğ ettim mi?)» Mâlik'in rivayetinde «şüphesiz ki güneşle ay Allah'ın âyetlerinden iki âyettir.» denilmişdir.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Kuteybe b. Saîd ← Mâlik b. Enes ← Hişâm b. Urve ← Urve b. Zübeyr ← Âişe bint Ebû Bekir
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Numeyr rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Abdillâh b. Nümeyr de rivayet etti. İkisinin sözleri de biribirine yakındır. Dediki: Bana babam rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülmelik, Atâ'dan, o da Câbir'den naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in oğlu İbrahim'in vefat ettiği gün güneş tutuldu. Halk derhâl: «Bu güneş ancak İbrahim'in vefatı için tutulmuştur.» dediler. Bunun üzerine Peygamber {Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ayağa kalkarak, cemaata dört secde ile altı rükû'lu (iki rek'at) namaz kıldırdı. Evvelâ tekbîr aldı, sonra Kur'an okudu. Ama kıraati uzattı. Sonra aşağı yukarı kıyamı derecesinde uzun bir rükû' yaptı. Sonra başını rükû'dan kaldırarak birinci kırâatdan daha kısa olmak üzere Kur'an okudu. Sonra aşağı yukarı kıyam'ı derecesinde bir rükû' yaptı. Sonra başını rükû'dan kaldırarak ikinci kırâatdan daha kısa olmak üzere Kur'an okudu. Sonra ayakta kaldığı kadar uzun süren bir rükû' yaptı. Sonra başını rükû'dan kaldırdı. Sonra secdeye kapandı ve iki secde yaptı. Sonra kalkarak yine üç rükû yaptı ki, bu üç rükû'dan her biri kendinden sonrakinden daha uzundu. Rüku'u da takriben sücûdu kadar oluyordu. Sonra geriledi, arkasındaki safflarda gerilediler. Böylece son satf'a vardık. (Râvî Ebu Bekir: Böylece kadınlar saff'ına vardık, diye rivayet etti. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (tekrar) ilerledi, onunla birlikte cemâat da ilerledi. Nihayet Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (evvelki yerine durdu. Namaz'dan, ayrılhği zaman güneş de eski hâline dönmüştü. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şunları söyledi: «Ey Cemâat! Güneş ile ay ancak Allah'ın âyetlerinden iki âyetdirler. Bunlar insanlardan hiçbir kimsenin ölümünden dolayı tutulmazlar. (Ebu Bekîr: Beşer'in ölümünden dolayı, dedi.) Sîz bu nev'îden bir şey gördünüz mü açılıncaya kadar namaz kılın. Size vaad edilen hiç bir şey yoktur ki, ben onu şu namazımda görmüş olmıyayım. Sizi te'mîn ederim ki, bana cehennem getirildi. Bu da yalını bana dokunur korkusu ile gerisi geriye çekildiğimi gördüğünüz sırada oldu. Hattâ orada çomaklı herifin ateş içinde bağırsaklarını sürüdüğünü gördüm. Vaktiyle hacıların paralarını çomağı ile çalardı. Eğer malının çalındığını anlayan olursa: (çomağıma takıldı.) derdi. Farkına varan olmazsa alıp götürürdü. Ben, orada kedi sahibi kadını da gördüm; o kadın ki vaktiyle kediyi bağlayarak aç tutmuştu. Ona, yerin haşerâtından yemesine müsaade etmemiş, nihayet hayvan açlıktan ölmüştü. Sonra (bana) cenneti de getirdiler, bu da eski yerimde duruncaya kadar ilerlediğimi gördüğünüz sırada oldu. Yemin olsun ki elimi uzattım, siz güresiniz diye cennetin meyvelerinden koparmak istiyordum. Sonradan bunu yapmamayı düşündüm. İşte bu suretle size vaadedilen her şey'i ben bu namazımda görmüş oldum.»
Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe ile Ebû Küreyb rivâyet ettiler. Dediler ki: Bize Ebû Üsâme, Hişâm'dan, o da Fâtıme'den, o da Esmâ'dan naklen rivâyet etti. Esma şöyle dedi: Âişe'ye geldim. Bir de baktım halk ayakta! Âişe de namaz kılıyor. Bu insanlara ne oluyor? dedim... hadisi İbn Nümeyr'in Hişâm'dan rivâyet ettiği hadis gibi anlattı
Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe ile Ebû Küreyb rivâyet ettiler. Dediler ki: Bize Ebû Üsâme, Hişâm'dan, o da Fâtıme'den, o da Esmâ'dan naklen rivâyet etti. Esma şöyle dedi: Âişe'ye geldim. Bir de baktım halk ayakta! Âişe de namaz kılıyor. Bu insanlara ne oluyor? dedim... hadisi İbn Nümeyr'in Hişâm'dan rivâyet ettiği hadis gibi anlattı
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize İsmâil b. Uleyye, Süfyân'dan, o da Habîb'den. o da Tâvûs'dan, o da İbni Abbâs'dan naklen rivayet etti. İbni Abbâs şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Selleın) güneş tutulduğu zaman sekiz rükû' ile dört secdelik (iki rekat) namaz kıldırdı.» Alî'den de bu hadis gibi bir hadîs rivayet olunmuştur.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Vekî' ile Ebû Usâme ve İbni Nümeyr rivayet ettiler. H. Bize îshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir ile Vekî' haber verdiler. H. Bize İbni Ebî Ömer dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân ile Mervân rivayet ettiler. Bu râvîlerin hepsi İsmail'den bu İsnadla rivayette bulunmuşlardır. Süfyân ile Vekî'in hadîslerinde: «İbrahim'in vefat ettiği gün güneş tutuldu da, halk: Bu güneş İbrahim'in ölümü için tutuldu, dediler.» ifâdesi vardır.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← Vekî' ve Ebû Üsâme ve Abdullah b. Nümeyr
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← İshâk b. İbrâhîm ← Cerîr b. Abdülhamîd ve Vekî'
Rivayet zinciri (3. tarîk): Müslim ← İbn Ebû Ömer ← Süfyân b. Uyeyne
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki); Bize Abdüla'lâ b. Abdu'la'lâ, Cüreyrî'den, o da Hayyân b. Umeyr'den, o da bdurrahmân b. Semura'dan —ki bu zât, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashâbındandı.— naklen rivayet etti. Abdurrahmân şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hayâtında Medine'de oklarımla atış yapıyordum; birden güneş tutuldu. Ben, hemen okları atarak (kendi kendime) vallahi güneşin tutulması esnasında Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ne olduğuna mutlaka bakacağım, dedim. Sonra onun yanına geldim, namazda ayakta duruyordu. Ellerini kaldırmıştı; hemen tesbih etmeye, hamd-ü tehlilde bulunmaya, tekbîr almaya ve duâ etmeye başladı. Güneş açılıncaya kadar (bunlara devam etti.) Güneş açılınca iki sûre okudu ve İki rekat namaz kıldı.
Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe ile Muhammedü'bnü Abdillâh b. Numeyr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Mus'ab yâni İbni Mikdâm rivayet etti. (Dediki): Bize Zaide rivayet etti. (Dediki): Bize Ziyâdü'bnü Ilâka rivayet etti. (Ebû Bekir'in rivayetinde: Dediki: Ziyâdü'bnü Ilâka şunları söyledi, denilmektedir.) (Ziyad demiş ki:) Ben, Mugîratü'bnü Şu'be'yi şunları sâylerken işittim: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) devrinde (oğlu) İbrahim'in vefat ettiği gün güneş tutuldu. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — Şüphesiz ki güneşle ay Allah'ın âyetlerinden iki âyettirler, onlar hiç bir kimsenin memâtı veya hayâtı için tutulmazlar; siz onları (tutulmuş) gördünüzmü hemen Allah'a duâ edin ve namaz kılın, tâ bu hâl açılıncaya kadar (buna devam edin.) buyurdular.»
Bize, bu hadisi Kuteybetü'bnü Said de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdulaziz yâni Derâverdî rivayet etti. H Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlidü'bnü Mahled rivayet etti. (Dediki). Bize Süleyman b. Bilâl rivayet etti. Bu râvîlerin hepsi hadîsi bu isnâdla rivayet etmişlerdir.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Kuteybe b. Saîd ← Abdülazîz b. Muhammed
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← Hâlid b. Mahled ← Süleymân b. Bilâl
Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti. (dediki): Bize Ebû Usâme, Sa'dü'bnü Ebî Saîd'den rivayet etti. Demiş ki: Bana Ömerü'bnü Kesîr b. Eflâh haber verdi. dediki: îbni Sefine'den rivayet ederken dinledim, kendisi Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Ümmü Seleme'yi şöyle derken işitmiş: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şunları söylerken dinledim. «Başına musibet gelip de: Biz Allah'ınız ve ancak ona dönücüleriz. Allah'ım musibetim hakkında bana ecir ver. Ve onun ardından bana daha hayırlısını ihsan eyle, diyen hiç bir kul yoktur ki musibeti hakkında Allah ona mükâfat vermesin ve onun arkasından daha hayırlısını kendisine İhsan buyurmasın.» Ümmü Seleme demiş ki: Ebû Seleme vefat edince Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bana emrettiği gibi söyledim. Müteakiben Allah bana ondan daha hayırlısını (yâni) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i ihsan buyurdu.»
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ebû Muâviye, A'meş'den, o da Şakîk'den, o da Ümmü Seleme'den naklen rivayet etti. Ümmü Seleme şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem}. «Hastanın veya ölen kimsenin yanında bulunursanız hayır söyleyin. Zira melekler sizin söylediklerinize: Âmîn, derler.» buyurdu, Ebû Seleme vefat ettiği zaman ben Peygamber {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına giderek: — «Yâ Resülullah! Ebû Seleme vefat etti.» dedim, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) — Allah'ım beni de, onu da affet ve bana onun ardından güzel bir bedel ihsan et, de!» buyurdular. Ben de öyle dua ettim. Bunun üzerine Allah bana Ebû Seleme'den daha hayırlısını, Muhammed {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i ihsan buyurdu.
Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe ile ibni Numeyr ve İshâk b. İbrahim hep birden İbni Uyeyne'den rivayet ettiler. îbni Numeyr dediki: Bize Süfyân, ibni Ebi Necîh'den, o da babasından, o da Ubeyd b. Umeyr'den naklen rivayet etti Ubeyd şöyle demiş. Ümmü Seleme dedi ki: Ebû Seleme vefat edince, ben garîb hemde gurbet elde ölen bir garib! Ona öyle bir ağlıyayım ki, dillere destan olsun, dedim. Tam ona ağlamak için hazırlanmıştım ki, birden bire Saîd'den bir kadın çıka geldi. Bana yardım etmek istiyordu. Hemen kendisini Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) karşıladı ve: «Sen şeytanı, Allah'ın çıkardığı eve tekrar sokmak mı istiyorsun?» buyurdu. Bunu iki defa tekrarladı. Artık bende ağlamaktan vazgeçtim ve ağlamadım.
Bize Muhammedü'bnü Abdillah b. Nûmey rivayet etti. (dediki): Bize ibni Fudayl rivayet etti. H. Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe de rivayet etti. (dediki): Bize Ebû Muâviye rivayet etti. Bu râvîler toptan Âsım-ı Ahvel'den bu isnâdla rivayette bulunmuşlardır. Şu kadar ki Hammâd'ın hadîsi daha tamam ve daha uzundur.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Muhammed b. Abdullah b. Nümeyr ← İbn Fudayl ← Âsım el-Ahvel
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← Ebû Muâviye ← Âsım el-Ahvel
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Muhammedü'bnü Abdillâh b. Numeyr, hep birden ibni Bişr'dan rivayet ettiler. Ebû Bekir dediki: Bize Muhammedü'bnü Bişr El-Abdî Ubeydullah b. Ömer'den rivayet etti. Demişki: Bize Nafi', Abdullahdan naklen rivayet etti ki, Hafsa, Ömer'in başında ağlamış da, Ömer: — «Ağır ol, ey kızcağızım! Bilmezmisinki Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — Gerçekten ölü, ailesinin ona ağlaması yüzünden azâb görür? buyurmuşlardır.- demiş
Bize, bu hadisi Ebû Bekir b. Ebi Şeybe de rivayet etti. (dediki): Bize Veki' rivayet etti. (dediki): Bize Hişâmu'bnü Urve bu îsnâdla, Ebû Usâme hadîsi manasında rivayette bulundu. Ama Ebû Usâme hadîsi daha tamamdır.
Rivayet zinciri: Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← Vekî' ← Hişâm b. Urve
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivyet etti. (dediki): Bize Vekî, Saîdü'bnü Ubeyd-i Tâî ile Muhammedü'bnü Kays'dan, onlar da Alîyyü'bnü Rabîa'dan naklen rivayet etti. Alî şöyle demiş: Kûfe'de kendisine yas tutulan ilk şahıs Karazatü'bnü Kâ'b'dır. Bunun üzerine Mugîratü'bnü Şu'be şunları söylemiş: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i «Her kim'e yas tutulursa, o kimse kıyamet gününde kendisine yapılan feryâd-ü figân sebebiyle azâb görecektir.» buyururken işittim.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (dediki): Bize Affân rivayet etti. (dediki): Bize Ebânü'bnü Zeyd rivayet etti H. Bana İshâk b. Mansûr da rivayet etti. Lâfız onundur. (dediki): Bize Habbânü'bnü Hilâl haber verdi (dediki): Bize Ebân rivayet etti. (dediki): Bize Yahya rivayet etti; ona da Zeyd rivayet etmiş. Zeyd'e Ebû Sellâm, ona da Ebû Mâlik-i Eş'arî rivayet etmişki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar: «Ümmetimde câhiliyet âdetlerinden kalma dört şey vardır ki, onları terk edemezler, (Bunlar): (1) Asaleti ile öğünme, (2) Neseplere ta'n, (3) Yıldızlarla yağmur isteme ve (4) Niyâha dır.» Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şunu da sözlerine ilâve buyurdular: «Yasçılık yapan kadın, ölmezden evvel tevbe etmezse, kıyamet gününde üzerinde katrandan bir elbise ve uyuzlu bir gömlek olduğu hâlde (kabrinden) kaldırılır.)
Bize, bu hadisi Ebü Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Numeyr rivayet etti. H. Bana Ebû't-Tâhir dahî rivayet etti. (dediki): Bize Abdullah b. Vehb, Muâviyetü'bnü Sâlih'den naklen haber verdi. H. Bana Ahmedü'bnü İbrahim Ed-Devrakî rivayet etti. (dediki): Bize Abdüssamed rivayet etti. (dediki): Bize Abdülaziz yâni İbni Müslim rivayet etti. Bunların hepsi Yahya b. Said'den bu isnâdla, bu hadisin benzerini rivayet etmişlerdir. Abdülazîz'in hadîsinde: «Ne de Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i derdiyle başbaşa bıraktın ... denilmiştir.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← Abdullah b. Nümeyr ← Yahyâ b. Saîd b. Kays
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Ahmed b. Amr ← İbn Vehb ← Muâviye b. Sâlih ← Yahyâ b. Saîd b. Kays
Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe ile Züheyr b. Harb ve İshâk b. İbrahim toptan Ebû Muâviye'den rivayet ettiler. Züheyr dediki: Bize Muhammed b. Hâzim rivayet etti. (dediki): Bize Âsim, Hafsa'dan, o da Ümmü Atiyye'den naklen rivayet etti. Ümmü Atiyye şöyle demiş: Şu âyet (yâni) «Ey Nebi! Sana mu'min kadınlar gelerek Allah'a şirk koşmayacaklarına... Ve sana âsî olmayacaklarına söz verirlerse, onlarla bey'at akdet... [ Müntehine 12 ] nazil olunca Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kadınlardan aldığı bey'atta niyâha da vardı. Ben: — «Yâ Resûlallah! Yalnız fülân oğulları ailesine yapılacak niyâha müstesna. Çünkü onlar câhiliyet devrinde benim niyâhama iştirak etmişlerdi. Binâenaleyh benim de onların niyâhasına iştirak etmem gerekir; değilmi?» dedim. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — (Peki) fülân oğullarına yapılacak niyâha müstesna olsun; buyurdular.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (dediki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrâhîm de rivayet etti. (dediki): Bize îsâ b. Yûnus haber verdi. Bu râvîlerin ikisi de Hişâm'dan, o da Hafsa'dan, o da Ümmü Atıyye'den naklen rivayet etmişlerdir. Ümmü Atıyye: — «Biz cenazelerin arkasında yürümekten nehyolunduk. Ama bu mes'ele üzerimize kat'iyyetle haram kılınmadı.» demiş.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← Ebû Üsâme ← Hişâm b. Urve ← Hafsa bint Sîrîn ← Ümmü Atıyye
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← İshâk b. İbrâhîm ← Îsâ b. Yûnus ← Hişâm b. Urve ← Hafsa bint Sîrîn ← Ümmü Atıyye
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Amru'n-Nâkıd hep birden Ebû Muâvİye'den rivayet ettiler. Amr dediki: Bize Ebû Muâviye Muhammed b. Hâzim rivayet etti. (dediki): Bize Âsim-ı Ahvel, Hafsa binti Sîrin'den, o da Ümmü Atıyye'den naklen rivayet etti; Ümmü Atıyye şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kızı Zeyneb vefat ettiği vakit Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bize: «Onu tek Yıkayın; üç veya beş def'â. Beşincide (suya) kâfur yahut bir parça kâfur koyun. Yıkadınız mı hemen bana bildirin.» buyurdular. Biz de kendisine bildirdik. Bunun üzerine bize gömleğini verdi ve: «Bunu, ona iç gömleği yapın.» dedi.
Bize Yahya b. Eyyûb ile Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Amru'n-Nâkıd hep birden İbni Uleyye*den rivayet ettiler. Ebü Bekir dediki: Bize İsmail b. Uleyye, Hâlid'den, o da Hafsa'dan, o da Ümmü Âtıyye'den naklen haber verdi ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), kızını yıkamaları hususunda kadınlara: «Onu sağ taraflarından ve abdest yerlerinden yıkamaya başlayın!» buyurmuşlar.
Bize Yahya b. Yahya Et-Temini ile Ebû Bekir b. Şeybe, Muhammedü'bnü Abdillah b. Numeyr ve Ebû Küreyb rivayet ettiler. Lâfız Yahya'nındır. Yahya (bize haber verdi) tâbirini kullandı. Diğerleri «Bize Ebû Muâviye. A'meş'den, o da Şakîk'den, o da Habbâb b. Eret'den naklen rivayet etti.» dediler. Habbâb şunları söylemiş: Biz, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte hak yolunda Allah'ın rızâsını taleb ederek hicret ettik. Ecrimiz de Allah'a vâcib oldu. Kimimiz ecrinden hiç bir şey yemeden (âhirete) göçüp gitti. Bunlardan biri Mus'ab b. Umeyr'dir. Bu zât, Uhut Harb'inde şehîd edildi de, bir kaftandan başka kendisini kefenliyecek şey bulunmadı. Kaftanı baş tarafına koyduğumuz vakit (aşağıdan) ayakları çıkar; ayaklarını koyduğumuz vakit de başı meydana çıkardı. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bu kaftanı başından aşağı koyun; ayaklarının üzerine de izhır otu atın.» buyurdular. Bâzımızın ise meyvesi kemâl bulmuştur. Onda onu devşirir.
Bize Yahya b. Yahya ile Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Ebû Küreyb rivayet ettiler. Lâfız Yahya'nındır, Yahya (Bize haber verdi) tâbirini kullandı. Ötekiler: Bize Ebû Muâviye, Hişâm b. Urve'den, o da babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti, dediler. Âişe şunları söylemiş. «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Sehûliyye denilen pamuklu üç parça beyaz Yemen bezi içine kefenlendi. Bunların içinde gömlekle sarık yoktu. Hülle'ye gelince: Bunun Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e kefen yapmak için satın alınıp alınmadığında halk şüpheye düştüğünden hülle terk olundu. Ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beyaz pamuklu üç sehûliyye bezi içine kefenlendi. Hülleyi Abdullah b. Ebi Bekir aldı. Ve: — Ben, bu hülleyi kendime kefen yapmak için muhafaza edeceğim; dedi. Sonradan; — Buna Allah Azze ve Celi, Nebi'i için razı olsaydı, ona kefen yapardı; diyerek hülleyi sattı; parasını da tesadduk etti.
Bize bu hadisi Ebû Bekir b. Ebi Şeybe de rivayet etti. (dediki): Bize Hafs b. Gıyâs ile İbni Uyeyne, îbni İdris, Abde ve Vekî' rivayet ettiler. H. Bize, bunu Yahya b. Yahya dahi rivayet etti. (dediki): Bize Abdülazîz b. Muhammed haber verdi. Bu râvîlerin hepsi Hişâm'dan bu isnâdla rivayette bulunmuşlardır. Onların hadîsinde Abdullah b. Ebî Bekir kıssası yoktur.
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Yahyâ b. Yahyâ ← Abdülazîz b. Muhammed
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb hep birden îbni Uyeyne'den rivayet ettiler. Ebû Bekir dediki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den, o da Saîd'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti; şöyle buyurmuşlar: «Cenazeyi sür'atli (ce) götürün. Eğer. cenaze iyi ise (netice) hayırdır. —İhtimâl— Bir an evvel onu (kabirdeki) hayır ve sevabına ulaştırmış olursunuz, dedi. Şayet cenaze sâlih bir kimse değilse, (netice) şerrdir. Bir an evvel onu omuzlarınızdan atmış olursunuz.»
Bize, bu hadîsi Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (dediki): Bize Abdüla'lâ rivayet etti. H. Bize İbni Râfi' ile Abd b. Humeyd, Abdurrazzâk'dan rivayet ettiler. Abdül'a'lâ ile Abdurrazzâk'ın ikisi birden Ma'mer'den, o da Zührî'den, o da Saîdü'bnü'l-Müseyyeb'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen (iki büyük dağ) sözüne kadar rivayette bulunmuşlar, daha sonrasını zikretmemişlerdir. Abdü'l a'lâ'nın hadîsinde (cenazenin vazifesi görülünceye kadar.), Abdurrazzâk'ın hadîsinde ise: -Cenaze lâhde konuluncaya kadar.» İfâdeleri vardır.
Bize Yahya b. Eyyub ile Ebü Bekir b. Ebi Şeybe, Züheyr b. Harb ve Aliyyu'bnu Hucr Es-Sa'di hep birden İbni Uleyye'den rivayet ettiler. Lâfız Yahya'nındır. (dediki): Bize İbni Uleyye rivayet etti. (dediki): Bize Abdülaziz b. Suheyb, Enes b. Mâlik'den naklen haber verdi. Demişki; Bir cenaze geçirilirken, onu hayırla yâdedenler oldu. Bunun üzerine Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), «Vacib oldu; vacib oldu; vacib oldu.» buyurdular. Başka bir cenaze geçirilirken onu da şerle yâdedenler oldu. Nebiyyullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (yine): «Vacib oldu; vâcib oldu; vâcib oldu.» buyurdular. — Annem babam sana feda olsun. Bir cenaze geçirilirken cenaze hayırla yâdolundu; sen: «Vâcib oldu; vâcîb oldu; vacib oldu.» dedin; başka bir cenâze şerle yâdolundu. sen yine «Vâcib oldu; vâcib oldu; vâcib oldu.» buyurdun? dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'- «Siz kimi hayırla yâdederseniz ona cennet, kimi şerle yâdedersenîz ona da cehennem vâcib olur. Zira sizler yer yüzünde Allah'ın şahitlerisiniz; sizler yeryüzünde Allah'ın şahitlerisiniz; sizler yer yüzünde Allah'ın şahitlerisiniz.» buyurdular.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (dediki): Bize Yezîd b. Hârûn, Selim b. Hayyân'dan naklen rivayet etti. Demişki: Bize Said b. Minâ, Câbir b. Abdillâh'dan naklen rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Necâşî Eshame'nin cenaze namazını kılmış ve üzerine dört tekbîr almıştır.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Muhammedü'bnü'l-Müsennâ ve ibni Beşşâr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Muhammedü'bnü Ca'fer rivayet etti. (dediki): Bize Şu'be rivayet etti. —Ebû Bekir: Şu'be'den dedi.— Şu'be, Amr b. Mürre'den, o da Abdurrahmân b. Ebî Leylâ'dan naklen rivayet etti. Abdurrahmân şöyle demiş. «Zeyd bizim cenazelerimizin namazlarında dört tekbîr alırdı. Bir cenaze namazında beş tekbîr aldı; ben, bunu kendisine sordum: — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beş tekbîr alırdı; cevâbını verdi.