Ebü'n-Nadr Sâlim

Ebü'n-Nadr · 5. tabaka

Sâlim b. Ebû Ümeyye

Vefath. 129
KünyeEbü'n-Nadr
Nisbeet-Teymî, el-Medenî, el-Kureşî
Yaşadığı yerlerMedine
Tabaka5. tabaka
Cerh-ta'dîlsika sebt

Ailesi

Çocukları
Ibrahim bin Salm Bardan

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Amir b. Said b. Ebi Vakkas, babasından rivayetle dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, Abdullah b. Selam dışında yeryüzünde yürüyen bir kimse hakkında, O cennetliklerdendir, dediğini işitmiş değilim. (Devamla) dedi ki: Şu ayet de onun hakkında inmiştir: "İsrailoğullarından bir şahit de onun misline tanıklık etmiştir." [Ahkaf 10] (Buhari'nin hocası Abdullah b. Yusuf) dedi ki: Malik, ayet mi dedi yoksa hadis olarak mı bunu zikretti, bilmiyorum.
Ebu Said el-Hudri r.a.'dan rivayete göre: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem minber üzerinde oturdu ve şöyle dedi: Bir kulu, Allah, ona dünya güzelliklerinden dilediklerini vermek ile nezdindekileri seçmek hususunda serbest bıraktı. O da Allah nezdinde olanı seçti. Bunun üzerine Ebu Bekir ağladı, babalarımız, annelerimiz sana feda olsun dedi. Biz ona hayret ettik. Herkes, şu yaşlı adama bakınız. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Allah'ın bir kulunu ona dünya güzelliklerini vermek ile nezdindekileri seçmekte muhayyer bırakmış olduğunu haber veriyor, o kalkmış babalarımız annelerimiz sana feda olsun, diyor. Meğer muhayyer bırakılan kişi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem imiş. Ebu Bekir de bu işi aramızda en iyi bilen imiş. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ayrıca şöyle buyurdu: Şüphesiz arkadaşlığı ve malı hususunda insanlar arasında bana en çok fedakarlık etmiş olan kişi Ebu Bekir'dir ve eğer ümmetim arasından bir Halil (candan dost) edinecek olsaydım, şüphesiz Ebu Bekir'i edinirdim. Ancak İslam Halilliği vardır. Ebu Bekir'in gediği müstesna- Mescide açılan hiçbir gedik kalmasın hepsi kapatılsın)."
Abdullah r.a. rivayete göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gazadan yahut hacdan ya da umreden geri döndü mü ilk olarak üç defa tekbir getirir, sonra da şöyle derdi: Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O bir ve tektir, onun ortağı yoktur. Mülk yalnız O'nundur, hamd yalnız O'nadır. O her şeye güç yetirendir. Dönüyoruz, tevbe edenleriz, Ona ibadet edenleriz, Ona secde edenleriz, Rabbimize hamd edenleriz. Allah vaadini gerçekleştirdi, kuluna zafer verdi ve tek başına Ahzabı bozguna uğratt!." AÇiKLAMA : "Yahut hac ya da umreden ... " İleride buna dair açıklamalar yüce Allah'ın izniyle Dualar bölümünde (6385. hadiste) gelecektir. KİTABU’L-MEĞAZİ EK SAYFA – 1590-2
Rivayet zinciri (1. tarîk): Buhârî ← Muhammed b. Mukâtil ← Abdullah b. Mübârek ← Mûsâ b. Ukbe ← Ebü'n-Nadr Sâlim
Rivayet zinciri (2. tarîk): Buhârî ← Nâfi' Mevlâ b. Ömer ← İbn Ömer ← Mûsâ b. Ukbe ← Ebü'n-Nadr Sâlim
İbn Ömer r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ehll merkeplerin etlerini yemeyi nehyetti."
Aişe r.anha'dan şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Ben Hz. Nebi'in küçük dilini göreceğim şekilde güldüğünü görmedim. Zira o, tebessüm ederdi. Hadisin geçtiği diğer yer: 6092
Aişe r.anha'dan şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bir bulut veya rüzgar görünce endişesi yüzünden okunurdu. Bunun üzerine Hz. Aişe ona; "Ey Allah'ın Elçisi! İnsanlar bulut gördükleri zaman yağmurun yağmasını umarak sevinirler. Bakıyorum da, bulut gördüğün zaman hoşnutsuzluğun yüzüne yansıyor," demiş. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de şöyle buyurmuş: Ey Aişe! Bulutta, rüzgar ile azaba çarptınlan kavmin azabının olmadığına dair bir garantim yok! O insanlar bulutu gördükleri zaman "Bu bize yağmur yağdıracak yaygın bir buluttur," demişlerdi.
Ebu Katade'den rivayete göre o (Hudeybiye yılında seferde) Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idi. Mekke yolunun bir kısmında oldukları sırada ihramlı olan birkaç arkadaşı ile birlikte geri kalmıştı. Ebu Katade'nin kendisi ise ihrama girmemişti. Yabani bir eşek gördü, atına bindi. Sonra da arkadaşlarından kendisine bir kamçı vermelerini istediyse de onlar kabul etmediler. Mızrağını vermelerini istedi, yine kabul etmediler. Bu sefer kendisi mızrağını aldı, sonra da eşeğin peşinden hızlı ca koştu ve onu öldürdü. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabından bazıları o yabani eşekten yedikleri halde, bazıları da yemeyi kabul etmedi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e yetiştiklerinde ona bu durumu sordular. Allah Rasulü bunun üzerine: "O, Allah'ın size yiyesiniz diye ihsan ettiği bir yiyecektir, buyurdu."
Ebu Katade'den dedi ki: "Mekke ile Medine arasında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idim. Onlar ihramlı oldukları halde ben ihrama girmemiş, atımın üzerinde yolculuk yapıyordum. Ben dağlara çokça çıkan birisi idim. Bu durumda iken insanların bir şeye bakıp durduklarını gördüm. Ben de ona bakmaya çalıştım. Onun yabani bir eşek olduğunu gördüm. Onlara: Bu ne, diye sordum. Onlar: Bilmiyoruz dediler. Ben: O bir yabani eşektir, dedim; Bu sefer onlar: Evet, o gördüğün gibidir dediler. Kamçımı unutmuş -idim, onlara: Bana kamçımı uzatınız, dedim. Onlar: O hayvanı yakalaman için sana yardım etmeyiz, dediler. Bunun üzerine inip kamçımı kendim aldım. Sonra onun peşine takıldım. Fazla zaman geçmeden ona yetiştim ve ayaklarından yaraladım. Arkadaşlarımın yanına gittim, onlara: Kalkın da onu taşıyın dedimse de, onlar: Hayır elimizi ona değdirmeyiz, dediler. Ben de o yabani eşeği taşıyıp onların yanına kadar götürdüm. Bazıları ondan yemedi, bazıları da yedi. Bunun üzerine ben: Sizin için Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidip bunun yenilip yenilmeyeceğini soracağım, dedim. Sonra ona yetiştim ve olanı biteni anlattım. Bana: Yanınızda ondan bir şey kaldı mı diye sordu. Ben: Evet, dedim. Allah Rasulü: Yiyiniz, bu Allah'ın sizlere yemeniz için ihsan ettiği bir rızıktır, buyurdu."
Ümmü el-Fadl'dan, dedi ki: "Arafe gününde insanlar Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in oruçlu olup olmadığı hususunda tereddüt etti. Ben ona içinde süt bulunan bir kap gönderdim. O da içti." Süfyan bazen şöyle derdi: "İnsanlar Arafe gününde Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in oruçlu olup olmadığı hususunda tereddüt etti. Bunun üzerine Ümmü el-Fadl ona (içinde süt bulunan bir kap) gönderdi." Süfyanla: Bu hadis kimden gelmiştir diye sorulduğunda, o: Hadis Ümmü el-Fadl'dan diye rivayet edilmiştir, derdi.
Haris kızı Ümmü el-Fadl'dan rivayete göre o "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ikindi vakti Arafe'de vakfede iken bir kase süt gönderdi. O da o sütü eliyle alıp içti." Malik , Ebu'n-Nadr'dan: "Devesi üzerinde olduğu halde" fazlalığını da eklemiştir.
Ümmü'l-Fadl'dan rivayete göre "Ashab Arafe günü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in oruçlu olup olmadığı hususunda şüphe ettiler. Ona içinde süt bulunan bir kase gönderildi. O da o sütü içti."
Salim'den, onun babasından rivayetine göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem izar hakkında o söylediklerini söyleyince, Ebu Bekir: Ey Allah'ın Rasulü, şüphesiz benim izarım iki tarafından birisinden yere sarkıyor, deyince Allah Rasulü: Şüphesiz sen o kimselerden değilsin, buyurdu."
Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bademcikleri (ya da küçük dili) görününceye kadar ağzını açıp güldüğünü görmüş değilim. Onun gülmesi ancak tebessümden ibaretti."
Zeyd İbn Sabit r.a.'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem (mescidde) hurma dallarından kendisi için küçük bir hücre çevirdi -yahut bir hasır edindi.- Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem çıkıp onun içinde namaz kılıyordu. Birtakım adamlar da kendisini takip ederek onun namazına uyup namaz kıldılar. Daha sonra yine bir gece gelip orada hazır bulundular. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ise onlara göre geç kaldı ve yanlarına çıkmadı. Bu sefer seslerini yükselterek kapıya da çakıl taşları atıp kapıyı çalmaya koyuldular. Allah Rasulü kızgınlıkla yanlarına çıktı ve onlara: Siz o yaptığınızı sürdürüp gidince ben de onun üzerinize farz olarak yazılacağını zannettim. Bu sebeple (nafile) namazlarınızı evlerinizde kılmaya bakınız. Çünkü şüphesiz farz namaz dışında kişinin en hayırlı namazı evinde kıldığıdır, buyurdu."
Rivayet zinciri (1. tarîk): Buhârî ← el-Mekkî b. İbrâhîm ← Abdullah b. Saîd ← Ebü'n-Nadr Sâlim ← Büsr b. Saîd ← Zeyd b. Sâbit
Ebu Talib'in kızı Ümmü Hani'den, dedi ki: "Mekke'nin fethedildiği sene Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gittim. Onun gusletmekte olduğunu, kızı Fatıma'nın da bu esnada onu bir perde ile örttüğünü gördüm. Ona selam verdim. Allah Rasulü: Bu kim, diye sordu. Ben: Ben Ebu Talib'in kızı Ümmü Hani'yim dedim. Allah Rasulü: Ümmü Hani'ye merhaba dedi. Gusletmesini bitirince, kalkıp bir tek elbiseye bürünmüş olduğu halde sekiz rekat namaz kıldı. Namazını bitirince ben: Ey Allah'ın Rasulü, benim anamın oğlu daha önce kendisini himayeme almış olduğum filan İbn Hubeyre'yi öldüreceğini iddia ediyor, dedim. Buna karşılık Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Senin himayene aldığın kimseye biz de himaye veriyoruz, ey Ümmü Hani, buyurdu. Ümmü Hani: Yanına gittiğim o vakit, kuşluk vakti idi, dedi."
Ömer b. Ubeydullah'ın azadlısı ve katibi Salim Ebü'n-Nadr şöyle demiştir: Abdullah b. Ebu Evfa, Ömer b. Ubeydullah'a bir mektup yazdı da bu mektubu ben okudum. Bir de ne göreyim! Mektupta Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in "(Ey insanlar!) düşmanla karşı karşıya gelmeyi temennf etmeyiniz! Fakat Allah'tan afiyet dileyiniz" emri yazılıydı.
Zeyd b. Sabit'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem mescidde hasırdan bir oda edindi ve burada birkaç gece namaz kıldı. Sonunda insanlar onun etrafında toplanmaya başladılar. Sonra bir gece Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sesini duymaz oldular. Onun uyuduğunu zannettiler. Bazıları Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanlarına çıkması için boğazını temizlemeye ıhı ıhı demeye başladı. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Yaptığınız hareketleri görüyorum. Ancak bunun sizefarz kılınacağından ve kılındığı takdirde ifa edemeyeceğinizden korktum. Ey insanlar! Namazı evlerinizde kılınız. Çünkü farz namaz hariç bir kimsenin en faziletli namazı evinde kıldığı namazdır. "
Abdullah b. Ömer r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem çoğu defa "Kalpleri çevirip döndüren Allah'a yemin olsun ki yapmam!" diye yemin ederdi.
Bize Kuteybe b. Said, Ebu Bekr b. Ebi Şeybe ve Zuheyr b. Harb -lafız Kuteybe ve Ebu Bekir'e aittir - tahdis edip dediler ki: Bize Vekl', Süfyan'dan tahdis etti, o Ebu'n-Nadr'dan, o Enes'ten rivayet ettiğine göre Osman (mescidin yakınındaki) oturmak için ayrılmış yerlerde abdest aldı ve: Size Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in nasıl abdest aldığını göstereyim mi, dedikten sonra (abdest azalarını) üçer üçer yıkayarak abdest aldı. Kuteybe rivayetinde şu fazlalığı eklemiştir: Süfyan dedi ki: Ebu'n-Nadr Ebu Enes'ten şöyle dediğini nakletti: Ebu Enes: Yanında da Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ashabından bazı adamlar da vardı, dedi.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti dediki: Malike Ebu'n Nadr'dan duyduğum ona da.Ümmü Hanî binti Ebi Talib'in azadlısı Ebu Mürre'nin haber verdiği şu hadisi okudum. Ebu Mürre Ümmü Hani binti Ebi Talib'i şunları söylerken işitmiş. Mekke'nin fethedildiği sene Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem}'in yanına gitmiştim. Onun yıkanmakta olduğunu, kızı Fatıma'nın da bir elbise ile onu örttüğünü gördüm.
Bize Yayhâ b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâük'e, Ebü'n-Nadr'dan dinlediğim, onun da Büsr b. Saîd'den naklen rivayet ettiği şu hadisi okudum: Zeyd b. Hâlid El-Cühenî, Büsr'ü namaz kılanın önünden geçen hakkında Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) den ne işitmiş! diye sormak üzere Ebu Cuheym'e göndermiş. Ebu Cuheym şunları söylemiş: Resulfillah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Namaz kılanın önünden geçen kimse ne derece vebal yüklendiğini bilse onun için kırk yıl beklemek önünden geçmekden daha hayırlı olurdu.» buyurdular. Ebu'n-Nadr: «Kırk gün mü, kırk ay mı yoksa kırk yıl mı? dedi; bilmiyorum» demiş.
Bize Abdullah b. Haşim b. Hayyân El-Abdî rivayet etti. (Dediki): Bize Vekî', Süfyân'dan ,o da Salim Ebu'n-Nadr'dan, o da Büsr b. Said'den naklen rivayet ettiki, Zeyd b. Halid El-Cuhenî Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den ne duydun? diye sormak üzere. Ebu Cüheym El-Ensârî'ye haber göndermiş. Müteakiben râvi Mâlik hadisi gibi rivayette bulundu.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Mâlik'e, Ebu'n-Nadır'dan dinlediğim, onun da Ebu Selemete'bnü Abdirrahmân'dan, onun da Âişe'den naklen rivayet ettiği şu hadisi okudum: Aişe şöyle demiş: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in huzurunda ayaklarım kıblesine gelmek suretiyle yatardım. Secde ettiği zaman beni dürter, ben de ayaklarımı çekerdim. O secdeden kalktığı zaman ayaklarımı yine uzatırdım. O zaman evlerde (Henüz) kandiller yoktu.
Bize, Yahya b. Yahya da rivayet etti dediki: Mâlik'e, Abdullah b. Yezîd ile Ebû'n-Nadr'dan dinlediğim, onların da Ebu Selemete'bnü Abdirrahmân'dan, onun da Âişe'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum. (Âişe, demiş ki) : «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bazen) oturarak namaz kılardı. Namazda Kur'ân'ı, oturduğu yerden okur; otuz veya kırk âyet mikdârı kıraati kalınca ayağa kalkar, onları ayakta iken okur; sonra rükû'a gider; sonra secdeye varırdı. İkinci rek'âtda dahî böyle yapardı.»
Bize, Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Nasr b. Aliy ve İbni Ebî Ömer rivayet ettiler. Ebû Bekir dediki: Bize, Süfyân b. Uyeyne, Ebû'n-Nadr'dan, o da Ebû Seleme'den, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe, şöyle demiş : «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), sabah'ın iki rek'ât sünnetini kıldığı vakit, şayet ben uyanık bulunursam benimle konuşurdu; aksi takdîrde (istirahat için sağ tarafına) uzanırdı.
Bize, Muhammedü'bnü'l-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize, Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize, Abdullah b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize, Ömer b. Ubeydillâh'ın âzâdlısı Salim Ebû'n-Nadr, Büsr b. Saîd'den, o da Zeydü'bnü Sâbit'den naklen rivayet etti. Demişki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine hurma yaprağından yahut hasırdan bir hücrecik yaptı da çıkıp orada namaz kıldı. Derken bir takım adamlar kendisini ta'kîp ettiler ve (oraya) gelerek onun namazına uydular. Sonra bir gece gelip orada hazır oldular. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ağır davranarak yanlarına çıkmadı. Bunun üzerine onlar seslerini yükselttiler; ve kapıyı taşladılar. Derken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) öfkeli bir hâlde onların yanına çıktı ve kendilerine şunu söyledi: «Yaptığınız şey'e o kadar devam ettiniz ki, bunun size farz olacağından korktum. Binâenaleyh siz, bu namazı evlerinizde kılmalısınız. Çünkü yalnız farz namaz müstesna; kişinin en hayırlı namazı evinde kıldığı namazdır.»
Bana, Muhammed b. Hatim rivayet etti. (Dediki): Bize, Behz rivayet etti. (Dediki): Bize, Vüheyb rivayet etti. (Dediki): Bize, Mûsâ b. Ukbe rivayet etti. Dediki: Ebû'n-Nadr'ı, Büsr b. Saîd'den, o da Zeydü'bnü Sâbit'den naklen rivayet ederken dinledim ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescidde hasırdan bir odacık yapmış da, orada birkaç gece namaz kılmış. Nihayet halk başına toplanmış... Râvî yukarki hadîsin benzeri şekilde rivayet etmiş. Yalnız burada : «Size farz kılınmış olsa, onu yapamazdınız.» demiştir.
Bana Hârûn b. Ma'rûf rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb, Amru'bnu Hâris'den rivayet etti. H. Bana Ebû't-Tâhir dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb haber verdi. (Dediki): Bize Amru'bnu'l-Haris haber verdi. Ona da Ebû'n-Nadr, Süleyman b. Yesâr'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sel/em)'in zevcesi Âişe'den naklen rivayet etmiş. Âişe şöyle demiş: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i ciddi bir şekilde, küçük dili görünecek derecede güldüğünü görmedim. O, yalnız tebessüm buyururdu. Bir bulut veya rüzgâr gördümü bu yüzünden belli olurdu. Kendisine: — Yâ Resulullah! Bakıyorum herkes bulutu gördüğü vakit, onda yağmur vardır ümidi ile ferahlanıyor. Hâlbuki bunu sen gördünmü, ben senin yüzünden hoşnutsuzluk okuyorum, dedim. Bunun üzerine (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)* — Yâ Âişe! Bunda bir azâb bulunmadığına bana kim te'mînât verebilir? Hakikaten bir kavim rüzgârla azâb olunmuşdur. Gerçekten bir kavim azabı görmüş de: (Bu gördüğünüz bize yağmur yağdıracak bir buluttur.) demişlerdi, buyurdular.»
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Ahmed b. Amr ← İbn Vehb ← Amr b. el-Hâris ← Ebü'n-Nadr Sâlim ← Süleymân b. Yesâr ← Âişe bint Ebû Bekir
Bana Hârûn b. Abdillâh ile Muhammedü'bnü Râfi' rivayet ettiler. Lâfız îbni Râfi'indir. Dedilerki: Bize îbni Ebî Füdeyk rivayet etti. (dediki): Bize Dahhâk yani Îbni Osman, Ebû'n-Nadr'dan, o da Ebû Selemetü'bnü Abdirrahmân'dan naklen haber verdiki, Sa'd b. Ebi Vakkas vefat ettiği vakit Âişe: «Onu mescide getirin de, cenaze namazını ben de kılayım.» demiş, Onun bu sözüne İtiraz etmişler. Bunun üzerine Âişe: «Vallahi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Beydâ'nın oğulları Süheyl ile kardeşinin cenaze namazlarını mescidde kıldı.» demiş. Müslim diyor ki: «Süheyl b. Da'd, Beydâ'nın oğludur. Annesi: Beydâ'dır.»
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki) Malik'e Ebu'n-Nadr'dan duyduğum, onun da Abdullah b. Ebbâs'ın azatlısı Umeyr'den, onun da Ümmü Fadl binti Hâris'den naklen rivayet ettiği şu hadisi okudum: Bâzı kimseler arafe günü Ümmü Fadl'ın yanında Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in oruçlu olup olmadığı hususunda münakaşa etmişler. Bir takımları Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oruçludur, bâzıları (hayır) oruçlu değildir, demişler. (Ümmü Fadl Demişki): Bunun üzerine ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)''e bir kadeh süt gönderdim. Kendisi Arafât'da devesinin üzerinde vakfe yapıyordu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sütü içti